Sosyal ağların yükselişinden önce, çevrimiçi marka yönetimi sadece anahtar kelimeler, içerik ve düzgün HTML kodları gibi genel arama motoru optimizasyonu (SEO) yöntemlerine odaklanmaktaydı. Bu yöntemler arama motorlorunda en üst sıralarda yer edinmek ve şirketin ürünleri, hizmetleri ve misyonlarıyla ilgili sadece istediği içeriklerin görünür kılınmasını sağlamak amacıyla kullanılmaktaydı.

Ancak o günler artık sona erdi. Eğer bir şirket çevirmiçi dünyada hayatta kalmak istiyorsa artık sadece SEO yöntemlerine bağlı kalamaz. Şirketler artık markalarını korumak ve geliştirmek istiyorlarsa SEO yöntemlerini sosyal iletişim sitelerine entegre etmek zorundalar.

Sosyal paylaşım siteleri rekabette rakiplerine üstünlük kurmak isteyen şirketler için giderek daha da fazla önem kazanmakta. Facebook, Twitter, YouTube ve LinkedIn şirketlere, başka yollardan ulaşmanın mümkün olmadığı yeni hedef kitleler kazandırmaktalar. Bir çok şirketin pazarlama bölümleri için bu paylaşım siteleri tam bir pazarlama rüyası konumundadır.

Ford’un 2011 Ford Fiesta için büyük bir reklam inşa ederken sosyal iletişim sitelerini kullanmaktaki muazzam başarısından sonra şirketler internette kendilerini pazarlayabilmek için daha çok çabalamaya başladılar. Artık tüketiciler Facebook veya Twitter logosu bulunmayan hiçbir reklam izleyemez veya dinleyemez duruma geldiler.

Ancak bu görünürlükteki artışın elbette bir de bedeli var. Şirketler birçok platforma giriş sağlayarak kendilerini güçlendirip markalarını büyütebilmekteler ama eğer hesaplarını düzgün kontrol edip geliştirmezlerse, bu siteler kendileri için oldukça zararlı da olabilmektedir. Pew Internet & American Life’ın 2010’da yaptığı araştırmaya göre internet bağlantısı bulunan tüketicilerin %58’i bir şirketin müşterisi olmadan önce o şirketin ürünü veya hizmeti hakkında internette araştırmakta yapmaktalar ve bu tüketicilerin oldukça büyük bir kısmı bu araştırmayı şirketlerin kendi websitelerinden gerçekleştirmemekteler. Facebook, Viewpoints.com ve Angie’s List gibi üçüncü parti siteler şirketlerle ilgili bilgiler ve eleştiriler için popüler duraklama noktaları konumundalar.

Eğer bir şirketin Facebook sayfası birçok olumsuz yorum ile dolu ise çok büyük ihtimalle potansiyel tüketiciler şirketin aynı alandaki rakipleriyle ilgilenmeye başlayacaklardır. Sosyal iletişim sitelerindeki hesaplarından en yüksek verimi almak isteyen işletmeler mutlaka her hesaplarını ayrı ayrı, düzgün bir şekilde idare etmeli ve sıklıkla yeni yazılar koyup güncellemeler yaparak olumlu yorumlar almaya çalışmalıdırlar. Bu şirketler ayrıca müşterileriyle aktif olarak iletişime geçmelidirler. Sadece olumsuz olan yorumlara değil olumlu yorum ve “tweet”lere de cevap vererek büyük açılımlar elde edebilir ve sağlam marka yandaşları yaratabilirler.

Sürekli büyümekte olan çevrimiçi dünyada başarılı olmak isteyen şirketler mutlaka bağlantılarını güçlendirmeli ve sosyal iletişim ile en son SEO yöntemlerini birleştirmelidirler. Görünürlürlük, çok çabuk bir şekilde şirketin başarısı ve başarısızlığı arasında belirleyici unsur olabilmektedir. Sosyal iletişim sitelerinden faydalanmayan işletmeler ucuz yoldan farkındalığı arttırma ve etkili reklamlar üretme şanslarını yitirmektedirler. Sosyal iletişim siteleri yükselmeye devam ettiği sürece çevrimiçi marka yönetimi giderek daha önemli bir konuma gelmekte ve şirketler de sosyal paylaşım sitelerinindeki hesaplarını daima ileriye dönük bir şekilde yönetmek durumunda kalmaktadırlar.

 


Comments

Powered by Facebook Comments

Comments are closed.